Yaşarız ya!

Hani hepimiz yaşarız ya, en yakın arkadaşımız birden bire bizimle konuşmamaya başlar, yaptığımız hataların birikmesi sonucu belkide bugüne kadar en çok sevdiğimiz sevgilimizi aşkımızı kaybederiz, annemiz yakar canımızı, olmadı babamız fırça atar. Hep üstesinden gelebildiğimizi düşünürüz bir an için her şeyin, arkadaşımız için “boşver ” deriz, sevgilimiz için “barışırız”,” ben aramazsam o arar” deriz.

Bu saçma avuntular durulduğunda ne olur peki, belkide kimsenin anlayamayacağı öfkeye, kedere, sıkıntıya bürünürüz. Kendimiz bile anlamlandıramayız o an yaşadıklarımızı, içimizden konuşurken bile kelimeler düğüm olur. Ne kendimize anlatabiliriz derdimizi, ne de dostlarımıza, dost veya arkadaş saydıklarımıza. 

İçimiz yanar, öyle sıkıntıdan değil tabi. ayaklarımızda alevleri hissederiz, adeta ” öküz oturdu ” derler ya göğsümüze bir öküz oturur. kulaklarımızda hissederiz yaşadığımız acının, üzüntünün alevlerini. Müziğe sararız ama o da fayda etmez, beyin bu, bilinç, canı ne isterse onu dinletir bize. O da yeterli olmaz bazen, dizi izleriz, repliklere sahnelere takılırız biraz daha yanar canımız, kitap okuruz hiç yapmadığımız halde tüm manidar, tüm felsefe içerdiğini düşündüğümüz cümlelerin altını çizeriz. sanki aklımızda kalacakmış, dönüp yaramıza tütün diye basacakmış gibi.

Sonra ne olur, hiç ummadığınız bir anda, hiçbir sebep dahi yokken ortada, biz bile farkında değilken acımız azalmaya başlamıştır. Ölümde dahi böyle değil midir? Ağlarız, feryat ederiz ve bir bakmışız ahlayıp vahladığımız bir konu olu vermiştir her şey. Giden arkadaşımızın yerini bir ortamda iki güzel sohbet ettiğimiz biri, giden sevgilimizin yerini belki aylar belki günler sonra deliler gibi aşık olduğumuz birisi doldurur.

Nihayetinde yaşamaya devam ederiz. Mutlu ya da mutsuz, bir şekilde yaşarız. Acılar çekeriz, birileri gelir mutluluğu sunar önümüze. Parasız kalırız, çalışırız. Kalbini kırdıklarımız ya da bizi üzenler bir şekilde telafi ederler bunu isterlerse. Sonuçta dönüp bakmayız arkamıza. Acımız geçtikten sonra, yaşandığı anda kalır. Yaşanan yerleri yaşatan kişiler hep arkada kalır. Belki de gülerek hatırlarız, kendi aptallığımıza, kendi salaklığımıza, kendi hatalarımıza güleriz. Olmadı pay biçeriz bir şekilde, akıllanmaya çalışırız. İnsanız, öğrenmemiz, büyümemiz, olgunlaşmamız hiç bitmez. 

Hayat ne kaybettiklerimizin acısını çekerek devam eder, ne de kazandıklarımızın sevincini yaşayarak. İyi ya da kötü her şeyin bir sonu gelir ve biz çoğu zaman o sonların farkına bile varamayız.

Bir şekilde yaşarız nihayetinde, sonunu beklemeden, sonunu bilmeden. O anda hayat bize ne sunuyorsa onu yaşarız ama en önemlisi pişman olmadan yaşarız…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.