AŞK ŞAKA YAPMAYI SEVER!

Bazen birisi sizi kaybeder. Kendinizi kaybettirecek haklı sebepleriniz de vardır üstelik. O derece haklı olmanıza rağmen, hiç tatmadığınız doğum acısı gibi, hiç hatırlayamadığınız ilk nefesiniz gibi canınız yanar.
Elinize oturup düşünmekten, şarkılarda birilerini, birisini ya da istediğinizi aramaktan başka bir şey verilmemiştir. Bu duygu devinimine teslim olup acınızı yaşar, siler gidersiniz. Arada ararsınız da tabi, içersiniz isyan da edersiniz. Algınızın da kayıtsız kaldığı durumlarla yüzleşirsiz. Dahi anlamındaki “de” nin birleşik yazıldığı cümlelerdeki gibi anlam bozukluğu vardır ruhunuzda. Ya bunlara teslim olursunuz ya da üzerine düşünerek kendi haklılığınızı kendinize inandırmaya çalışırsınız.
İşte başardınız. Birisinin sizi neden kaybettiğini, haklılıklarınızı, sizi, sevginizi, sizin ona verceğiniz değeri anlamayacak ya da bütün bunları haketmeyecek adamı düşünerek kendinizi inandırmayı başardınız. Artık rahatsınız ve her sorana düşündükleri gibi olmadığını, durumu kolay atlattığınızı söylersiniz, yüzünüzde gülümsemenin en sade hali olur ve başarırsınız.Kahpe evren siz düşünürken boş durmamıştır ve ansınızın oyunları başlar. O her hücrenizi inandırarak siktir ettiğiniz adamın karşınıza çıkma vakti gelmiştir. İllaki aramaz ya da mesaj atmaz. Birisiyle haber de göndermek değildir niyeti. Hatta size dair hiç bir niyeti de yoktur. Fakat hiç ummadığınız anda, hiç ummadığınız bir yerde hatta ve hatta tanıdığınız ama hiç ummadığınız birisiyle görüverirsiniz. 
Buna, bıçak sırtı denir dostlar. O anda verdiğiniz nefesiniz bile size inancını kaybedecek, belki günlerce harcadığınız çaba son bulacak ve başa döneceksinizdir. Ya da hiç umursamayıp, aksini de yaşayabilirsiniz. Ama umursar ve ayarlarınızı bozarsanız, bilin ki; sıçmışsınız. Hem de en başta… Nedenini bana sormayın, aşk şaka yapmayı sever… 😉

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.