Yalnız Kahraman

Yalnızlığın en tepeye vurduğu anlar vardır. Koca bir vadinin ortasına gidip boğazınız parçalanana kadar çığlık atmak istersiniz. Sesiniz duyulsun, isyanınız doğadaki en küçük kum tanesine kadar hissedilsin istersiniz. Bir ayağınız her zaman bir diğerinin üzerinde yere basmaya korkar gibi topallar iken, gereksiz bir mahcubiyet sizi sınar.

Sınırları olmayan bir şeydir yaşam. Ama siz o sınırsız yaşamda, sınırlar yaratırsınız kendinize. Korkularınız sebep olmaktadır buna. İlk günlerinizde size öğretilen doğruların yarattığı sınırlamalar bir çok şeyi aşamamanıza sebep olur. Gri bulutlardan dolayı kimsenin göremediği bir zirvenin çığlık atan yalnız kahramanı olursunuz.

Yalnızlığınızı sorgulamaya başladığınızda, başkalarının size yaptıklarını, üzdüklerini, çektiğiniz acıları, uğradığınız ya da uğradığınızı düşündüğünüz haksızlıkları düşünürsünüz. Kendinizi yalnız hissetmekten mutlu olduğunuz o zirvede hakimiyetiniz sürerken, hayata karşı mağlubiyete bir adım daha yaklaştığınızı, insanlar sizi bilerek yalnız bırakmaya başladığında fark edersiniz.

Görmediğiniz şey ise, tepeden izlediğiniz insanlar, sizin çığlıklarınızdan korktuğu için, yardımınıza koşmuyorlar. Siz zarar gördüğünüzden dolayı, yanınıza çıkmaya cesaret eden her insanı, duvarlarınız, mayınlarınız ve çığlıklarınızla aşağıya itiyorsunuz mesela.

Sebebi ne biliyor musunuz? Sebebi ‘ O ‘. Kimimiz için ‘ Onlar ‘ ama hep birileri. Çünkü genelde hayatınızın normale yakın seyrettiği zamanlarda, dengenizin, duygularınızın ve hormonlarınızın içine sıçacak bir ‘ O ‘ hep ortaya çıkar.

Kozmik bir şaka gibidir bu. Siz bile bu akıntıda nasıl böyle bir döngüye kurban gittiğinizi algılayamazsınız.
Adeta bir örümcek gibi ruhunuza ağ örmeye başlayan nev i şahsına münhasır bu kişi, sizi o, bu, şu vs. derken ‘ BİZ ‘ olmaya adım adım yaklaştırır ve bir insana alışmanın hatta bağımlılık kazanmanın gerçek anlamını yaşatır. Hayaller yükler, umutlar yeşertir her bir hücrenizde. Nefes almanın bile adı ‘ O ‘ olur sizin için. Güzel şeyler yaşatır. Herkes kötü değildir ya hani… Bir zaman sonra dönüp baktığınızda, onun bütün güzelliğinize rağmen avuçlarınızda kendi öfkenizden başka bir şey kalmamıştır.

Çünkü her zaman siktirip giderler. Hem de öyle bir giderler ki, elinizde size ait değerli olan, güzel olan ne varsa ruhunuzun en karanlık kısmına gömmenize sebep olacak şekilde terk ederler. Gülümsemenizi alırlar önce, sonra mantığınızı. Zamanla insanlara, olaylara bakışınız değişiverir. Hişssedemezsiniz, hissetseniz dahi algılayamazsınız. Depresyon kucağınızdadır. Yalnız kalmak istersiniz. İşte bu noktada o zirveye tırmanmaya başlarsınız. Derdinizi bilen insanları öğütleri sizin için bir saçmalıktır artık. Kendi bildiğinizi okumaya başlar, dev bir isyanın tek isyancısı olursunuz. Etrafınız kalabalıktır ama insanların sesleri bir uğultudan öteye gitmez sizin için o noktadan sonra.

Her tarafınızı yara bere içinde bırakarak kendi zirvenize ulaşırsınız. Artık kahraman sizsinizdir, kazanan siz. Yalnızlığın verdiği keyfi yaşamaya başladığınızı zannedersiniz ama sesinize sessizlik olacak herkesi aşağıda bıraktığınızı fark etmeniz, ayağınız takılıp düştüğünde gerçekleşecektir.
Yüksek bir tepe, yalnız bir kahraman, yalnızlığın kahramanı sizsinizdir artık.

One Comment

  1. Tutu kuşum , kalemine sağlık. Haklısın aslında insanlar yanlız kalıyor , ya da bıraklılıyor uğultulu tepelerin ardına ve sonbahar yağmuru gibisindir artık , yanlız ve kırgın bir kahraman olarak .
    Ve çok güzel yazmışsın umarım böyle devam eder . İçinde parlayan duygular ve parlayan bir ruhun var onu bu yazında serbest bırakmışsın bence öyle bırakmaya da devam et .
    – seni çok seven bir okurun, dinleyicin.

    Bejna

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir