Yalnız Kahraman

Yalnızlığın en tepeye vurduğu anlar vardır. Koca bir vadinin ortasına gidip boğazınız parçalanana kadar çığlık atmak istersiniz. Sesiniz duyulsun, isyanınız doğadaki en küçük kum tanesine kadar hissedilsin istersiniz. Bir ayağınız her zaman bir diğerinin üzerinde yere basmaya korkar gibi topallar iken, gereksiz bir mahcubiyet sizi sınar. Sınırları olmayan bir şeydir …

Kendi Kanatların Olmalı

İnsan her zaman kendini geçmeye çalışmalı şu hayatta. Tek yapması gereken kendisiyle yarışmak olmalı. Başkalarıyla yarışınca bir yere varılmıyor çünkü. Sürekli ortaya yenik düşülen hırslar, kıskançlıklar, ihanetler, yalanlar ve suçlamalar çıkıyor. Tek rakibin olmalı hayatta. O da her sabah aynada baktığın. Her gün biraz daha ileriye taşımak isteyeceğin senden başkası …

Yoruluyorum Bazen…

Tecrübelerime inat, yaşadıklarıma inat içimde biriken ne kadar duygu varsa, yılmadan, usanmadan hepsini tek tek alıyorum bugünlerde karşıma. Sevgiyi, öfkeyi, kızgınlıklarımı, iyiliği, kötülüğü… Hepsiyle hesaplaşmaya çalışıyorum az biraz. Ağır geliyor benliğime. Kendime karşı açtığım bu savaşta her yanımı bedenimden fışkıran duygu kırıntıları kaplıyor. Kibiri görüyorum zaman zaman, küstahlığımla güreşiyorum, şefkatimi …

Küfürbaz Çocuk

Bazen hayat küfürbaz bir çocuk gibi öylece karşımda dikilip, ne idüğü belirsiz onlarca şey fısıldıyor bana. Söylediklerinin çoğunu duyuyorum bir kısmını anlıyorum, birçoğuna kulaklarımı kapatmak istiyorum, kollarım kısa kalıyor yetişemiyorum. Hunharca konuşan bir hayat. Düşünmeden kim olduğumu, düşünmeden ne yaptığımı hunharca söven bir hayat. Anlamak istediklerimi anlatmak yerine, kendi anladıklarını …

Ya!

Belkide ilk defa hayatımda bir insanın hiç olmamış olmasını diledim. Kötü bir duygu aslında. Çünkü kimseyi hayatımıza olmaması için sokmayız. Tabi bunu yaparken o insanı hayatımızın neresine koyduğumuz da büyük önem taşır. Dost biliriz, arkadaş biliriz. Kimisini hepsinden yukarı koyar en karanlık sırlarımızın kasası belleriz. Kimisine kimseye gösteremediklerimizi, kimisine acılarımızı, …

Daha ne anlatayım size?

Ne akıtmalıyım kalemimden? Hangi aşk acımdan bahsetmeli size, hangi kırgınlığımı gün yüze çıkartmalıyım. İçimdekileri ben bile anlamıyorken, en büyük dengem dengesizliğimken nasıl yapabilirim bunu bilmiyorum. Bir aşk, bir yalnızlık, belirsiz bir kalabalık ve sen. Her şey bu kadar iç içe geçmişken nasıl anlamlandırabilirim ki içimdekini. Zaten her şey yeterince zor …

”OL”ur ya hani…

Ben ki yalnızlığın en güzel halini yıldızlarla yazmışım yüreğime… Sen kim olduğunu sanıyorsun benim ışığımı çalacaksın. Deniz gibi, rüzgar gibi sonradan yaratamayacağın şeyler var benim içimde. İnsan sevgimde ve bakışlarımda gizli hayata dair amacım. Bulutlardan düşen yağmur damlaları gibi özgür bir ruhum var benim. Fırtınalar gibi aniden esip gürleyen, ummadığın …